PROJ 201 Poster Günü’nde Birincilik “Food, Identity and Sustainability – Aşure” Projesinin Oldu

Kampüs

PROJ 201 Poster Günü’nde bu dönem birbirinden yaratıcı ve disiplinlerarası projeler sergilendi. Sabancı Üniversitesi Temel Geliştirme Programı kapsamında yürütülen PROJ 201 – Lisans Proje Dersi, öğrencilerin bir proje fikrini danışmanlarının rehberliğinde araştırarak, deneyerek ve birlikte çalışarak geliştirmelerine alan açıyor. Öğrenciler dönem boyunca emek verdikleri; yapay zekâdan robotiğe, sürdürülebilirlikten gıda çalışmalarına, tarihten tasarım ve toplumsal meselelere uzanan projelerini posterleri aracılığıyla paylaştı. Yağmurlu bir günde poster alanında renkli ve güzel bir buluşma yaşanırken, gün sonunda yapılan oylamada “Food, Identity and Sustainability – Aşure” projesi en çok oyu alarak birinci oldu.

 

 

Zafer Yenal ve Nihal Öztolan Erol danışmanlığında yürütülen proje, aşureyi yalnızca bir tatlı olarak değil; hafıza, paylaşım, göç, çeşitlilik ve sürdürülebilirlik eksenlerinde ele aldı. Proje, aşurenin tarihsel olarak farklı malzemeleri ve kültürel etkileri bir araya getiren yapısından hareketle, günümüz gıda sistemleri ve toplumsal dayanışma tartışmalarına uzanan çok katmanlı bir analiz sundu. Öğrenciler aynı zamanda aşurenin tarımsal üretim, bakliyat çeşitliliği, mevsimsellik ve kolektif emek gibi boyutlarını da araştırarak bu geleneksel yiyeceği çağdaş sürdürülebilirlik tartışmalarıyla ilişkilendirdi.

Projeyi hazırlayan öğrenciler:

- Zeynep Kuzugüden

- Beren Koruç

- Burak Kuzey Kalyoncu

PROJ 201 Poster Günü boyunca katılımcılar projeleri değerlendirip oy kullanırken, “Food, Identity and Sustainability – Aşure” projesi özellikle özgün yaklaşımı, güçlü görsel anlatımı ve kültürel derinliğiyle dikkat çekti.

Projenin danışman öğretim üyelerinden Nihal Öztolan Erol çalışmanın öne çıkan yönlerini şöyle değerlendirdi: 

"Öğrenciler bir yemeği araştırırken, içerikte kullanılan malzemelerin tarladan sofraya doğru uzanan üretim yolculuğunu da araştırdılar. Türkiye'de kültürel hafızada yer edinmiş yemeklerin gelecekte nasıl var olabileceğini, değişen çevresel koşullara ayak uydurabilen, yerel üretimi destekleyen ve biyoçeşitliliği göz önünde bulunduran fikirlerle yeniden masaya yatırdılar. Projelerde kullanılan hayvansal ve bitkisel ürünlerin su ve karbondioksit ayak izini araştırıp, iklime adapte olmuş, su tüketimini ve sera gazı üretimini azaltan, hastalıklara karşı dayanıklı ürünlerin kullanılması gerektiğini öne sürmüşlerdir. Böylece bir yemeği düşünürken, bu yemeğin içinde bulunan ürünlerin sürdürülebilirliklerini değerlendirmişlerdir."

Aşure projesinin diğer danışman öğretim üyesi Zafer Yenal, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir mesele olarak ele almadıklarını vurguladı:

“Bugün sürdürülebilirlik tartışmaları çoğu zaman yalnızca karbon, teknoloji ya da verimlilik ekseninde ilerliyor. Oysa gıda bize şunu hatırlatıyor: çevresel meselelerle sosyal meseleleri birbirinden ayırmak mümkün değil. Tarımdan mutfağa uzanan süreçte emek, hafıza, kültür, eşitsizlik ve aidiyet gibi unsurlar da en az çevresel etkiler kadar önemli. Öğrencilerimizin aşure üzerinden kurduğu tartışma tam da bunu görünür kıldı. Bu tür bütüncül yaklaşımlar önemli; çünkü aksi halde ‘just transition’ dediğimiz adil dönüşümü sağlayamıyor, bazı toplulukları görünmez kılan yeni sacrifice zone’lar yaratabiliyoruz.”